Küçük Dev Kadın

Büyük şehir insanının sözde isteği küçük yerde yaşamak. Gitmek. Herkesin ağzında bir “Gidelim buralardan, bir sahil kasabasına yerleşelim!” klişesi. Ben dahil. Ama sorsan kaçımız bunun için gerçekten çabalıyor, cevap neredeyse “hiçbirimiz”. E kolay değil öyle kurulu düzeni bozmak. Cesaret ister. Hele küçük yerde yaşamak hepten cesaret ister. Öyle uzaktan göründüğü gibi değil kazın ayağı. Yine de aramızda başarabilen cesur yürekler yok değil. Ve ben birini tanıyorum. Bugün hem bu gitme hayali içinde savrulup duran bizlere emsal olması için sizi onunla tanıştırmak hem de sayesinde geçirdiğimiz Akyaka kaçamağından bahsetmek için yazacağım size.

Küçük Dev Kadın

Kahramanımız görüntüde minicik bir kadın. Çekirdek ailesinden erken denebilecek bir yaşta aşk evliliği yaparak ayrılmış, “eş” sıfatını almış fakat bunca yıl sonra bile babasının küçük aslan kızı olarak kalmaya devam eden küçük dev bir kadın.

Varan 1

Dev bir kadın çünkü önce babasının prensesi sonra da eşinin bir tanesi olsa da hayattaki mücadelesi zaman zaman kendisini epeyce zorlamış. Tüm bu zorlukları yaşarken girdiği aydınlanma süreçlerinin birinde aslında evli kalmak istemediğine ve hayatını yeniden şekillendirmeye ihtiyacı olduğuna karar vermiş. Varan1.

Varan 2

Bu kararın hemen sonrasında yıllarca dirsek çürüttüğü, her türlü çilesini çektiği ve icabında sefasını da sürdüğü sinema-televizyon sektörünü terk ederek gıda sektörüne keskin bir geçiş yapmış. Radikal hem de çok radikal bir karar bence. Varan2.

Varan 3

Hepimizin az çok fikir sahibi olduğu sinema-televizyon dünyasının o çok yoğun ve stresli çalışma temposu yeni işinde de asla ama asla yakasını bırakmamış. Ortağı olduğu zincir restoranın hizmet verdiği beyaz yakalılardan biri bir gün kendisinin zaten içinde bulunduğu ağır tempodan ötürü yorgun olan bedenine kuvvetli bir sinir yüklemesi yaparak bu küçük dev kadını yere sermiş. Ve o gün “başlarım böyle aşkın ızdırabına” diyerek bu defteri bir daha açmamak üzere kapatıvermiş. Varan 3.

Varan 4

Toplamış tası tarağı kendini küçük bir sahil kasabasına atmış. Bu küçük sahil kasabası o günlerde bugün olduğu gibi “in” değil henüz. Kendi halinde. Orada kendisine aslan babasının bu dünyanın derdini çekmekten vazgeçtikten sonra geride bıraktığı emanetle iki tane çok ama çok güzel ev almış ve kendi kendine “Kite Houses” diye bir iş icat etmiş. Varan 4.

Varan 5

Kite Houses” işini yürütüp bu sahil kasabasına gelen yerli-yabancı turistlere şahane bir konaklama imkanı sunarken çok sevdiği ve kendisine yaşama sevinci katan yemek yapma isteği bir süre sonra avuçlarını kaşındırmaya başladığından bir de o kasabanın sevilen mutfaklarında şahane füzyon lezzetler hazırlamaya başlamış. Etti mi size Varan 5.

Doğru Karar

Umuyorum biraz anlatmayı becerebildim ucundan kenarından bu 1.50’lik hatuna neden “Küçük dev kadın” dediğimi size. Kolejli şımarık kız olmaktan gönüllü vazgeçip kendini hayatın ortasına atan kahramanımız şimdilerde özgür ruhunu “Buraya gelmek hayatta belki de verdiğim en doğru karar,” diyerek sevgiyle bahsettiği bu küçük sahil kasabasında yani Akyaka’da dinginleştiriyor ve hayatın başka keyiflerini de tatma şansını kendine vererek zenginleştiriyor. Okuyor, pişiriyor, yüzüyor, icabında yayıyor, yeni insanlar tanıyor, ağırlıyor, mutlu ediyor…

Kavuşma

Geçen hafta sonu da bizi misafir etti evinde. İlmek ilmek her köşesini özenle ördüğü evinde. Her köşesinde seyredecek ayrı bir manzara yaratmış evin içinde, balkonun önünde uzanan deniz manzarası yetmezmiş gibi. Bu küçük dev kadın benim çocukluk arkadaşım. Yeri bende başkadır. 15 yaşında tanıdık birbirimizi. Aynı kolejin farklı sınıflarında okuyan öğrencileriydik. Okulumuz küçük bir okuldu. Herkes az çok birbirini tanırdı. Sonra farklı sebeplerden aynı yıl farklı bir koleje geçiş yaptık birbirimizden habersiz. Çok ama çok kalabalık bir okula hem de. Ben ondan o da benden habersiz büyük bir şok içinde okulun ilk gününü atlatmaya çalışırken birbirimize rastladık ve gerçekten çölde su görmüş iki insan gibi sarıldık birbirimize. Sonra da mezun olana dek hiç ayrılmadık. Mezuniyet sonrası hayatın klasik saçma rüzgarı bizi başka yerlere savursa da birbirimizden hiç habersiz kalmadık. İlişkimiz hep devam etti.

Okul birlikteliğimiz devam ederken yanımıza başka vazgeçilmezler de aldık elbette. İşte ben o çok kıymetlilerden ikisiyle birlikte gittim Akyaka’ya geçen hafta. Nasıl vakit geçirdiğimizi tahmin edersiniz. Saatlerce gerekli gereksiz güldük, yedik, içtik, birbirimizle dalga geçtik. Hayattan fena halde çaldık anlayacağınız. Sıcacık duygular, sıcacık sarılmalar, sıcacık sohbetler. Eskiden de birbirimizin evlerinde böyle hafta sonları geçirir, yapışık tipler gibi her şeyi birlikte yapardık. İşte aynen öyle bir hafta sonu geçirdik. Hepimize çok iyi geldi. Hatta acayip iyi geldi. Çok özlemişiz. Ve buruk ayrılmadık. Birbirimize sahip olmanın değerini bir kez daha anlayarak ve bunun mutluluğuyla ayrıldık bir daha ki sefere kadar.

Eşik

Anlatmak istedim size çünkü arkadaşımın gerçekten ne kadar istediği gibi bir hayat sürebildiğini görmek beni acayip mutlu etti. Ve bu kendisine altın tepside sunulmadı. Hiçbirimize sunulmayacağı gibi.

Sizin hayaliniz bir sahil kasabasında yaşamak olmayabilir. Ama hayaliniz her ne ise bunu gerçekleştirmek için mutlaka adım atmalısınız, atmalıyız. Bir kere daha gözlerimle gördüm. Mutlu olmak çok zor değil o “eşiği” atladıktan sonra. Yeter ki bir yerinizden kalkın. Harekete geçin. Zaman çok hızlı akıyor. Unutmayın. Hayat cesurlarındır ve bir de elbette ki “no pain, no gain!” sevgili dostlar.

Akyaka’dan üzerimde kalan sıcaklıkla hepinizi sıcacık kucaklıyorum.

Kalın sağlıcakla…

Seda Çağlayan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s